Sağlığı iyileştirmek için davranışsal araştırmalar ile uygulama arasında iş birliği kurmak 

Katherine Brown, University of Hertfordshire, United Kingdom

Bu blog yazısının içeriği kısmen araştırmalarımdan, müdahale geliştirme ve değerlendirme becerilerimin uygulamaya dökme fırsatım ile üniversitede ve devlet halk sağlık departmanı arasında ikiye bölünmüş halde çalışırken edindiğim deneyimlerden alınmıştır.

Sağlık hizmetleri görevlendirmesinde, yönetiminde, bu hizmetleri düzenleyen kişiler arasında veya hizmeti veren kişiler arasında da olsanız, hizmetin hedeflerine başarılı bir şekilde ulaşması için hizmeti kullanan kişilerde değişmesi gereken en az bir davranış olması ihtimaldir. Bu hizmet hedefleri, hastalık veya hastalıklar ne olursa olsun, bulaşıcı da olsa (örneğin, grip, Covid-19, tüberküloz, cinsel yolla bulaşan hastalıklar) bulaşıcı olmasa da (örneğin, kalp rahatsızlıkları, KOAH, tip 2 diyabet, obezite) insanların davranış türleri genel hastalığın yükünü etkiliyor. Bu, insanların hastalıkları için suçlanmaları gerektiği ve sadece onların iyi oluşlarından ve sağlıklarından sorumlu oldukları anlamına gelmiyor. Hatta tam tersi! Bir insanın sağlık durumu, aynı zamanda genetik, biyolojik, sosyal ve çevresel etkenlerin sonucudur. Sağlığın iyileştirilmesi ve korunma için bu faktörler önemlidir.

(more…)

Blog 44: Tercümede kaybolan ve çevirilen: Hasta ve danışanlarla etkili iletişim

Yazar: Zuzana Dankulincova

Çoğu araştırmacılar çalışmalardan toplanan sonuçların yaygınlaştırılmasının, araştırma katılımcılarına karşı etik açıdan sorumlulukları olduğunu bilseler de (ve araştırma sonuçlarının bariz etkilerinin olmasını dileseler de), bulunan kanıtların farkındalığından yaygın uygulamaya geçiş uzun zaman alabilir. Bilimsel bilgi her zaman günlük pratiğe uygulanmaz; uygulandığındaysa, genellikle sistemik ve istikrarlı bir şekilde yapılmaz. 

Bu neden olur? Çok sayıda araştırma çalışmaları, müdahaleler, ve takip edilmesi gereken tavsiyeler sağlık hizmeti sağlayanlar için başından aşkın olabilir. Kanıt ve tavsiye gözden geçirirken, kanıtların yerel ortamınıza ne kadar uygun olduğunu düşünün. Araştırma çalışmalarındaki tavsiyelerde söz edilen bağlam sizinkiyle uyuşuyor mu? Tavsiyeleri uygulamak için elinizde gerekli aygıtlar var mı, yoksa gerekli kaynak ve becerilerden yoksun musunuz? Hastalarınızın elinde tavsiyeleri uygulamak için gerekli aygıtlar var mı? En iyi tasarlanmış ve en geleceği parlak müdahale bile, hastalarınıza ve ortamınıza uygun görülmezse etkili olmaz. Örneğin, akıllı telefonu ve bilgisayarı olmayanlara, ya da düşük dijital okuryazarlığa sahip olan kişilere e-sağlık müdahaleleri tavsiye etmek sorun çıkarabilir.

(more…)

​​Tamam ya da devam: Sağlık hizmetlerinde ara vermenin önemi

By Julia Allan, Aberdeen University, Scotland

 

Günümüzde yaşam oldukça hareketli. Çalıştığımız işten tamamen uzaklaşabildiğimiz zamanların gerçekten nadir olduğu, git gide daha “uyanık” olan bir dijital dünyada yaşıyoruz. Birçok insan düzenli olarak fazlasıyla uzun periyodlarda çalışıyor ve bu durum sağlık hizmetlerinde çalışan sağlık profesyonelleri için daha da vahim. Sağlık bakımı bağlamında, çalışma saatleri ve talepleri genel olarak yüksek, vardiyalar “normal” bir iş gününde rutin olarak 8 saati aşmakta ve tabiatı bakımından işin gereklilikleri acımasız olabiliyor. Acil bakıma ihtiyacı olan hastalar devamlı gelirse sağlık çalışanları, ne kadar meşgul ve ne kadar saattir çalışıyor olurlarsa olsunlar gereken bakımı vermekle yükümlülerdir. Bu yoğun talebin sonucu olarak sağlık hizmetleri ortamlarında atlanan molalar oldukça yaygındır, örneğin, vardiya süresince her 10 hemşireden 1’inin doğru düzgün bir mola vermediği, 3’te birinin nadiren verdiği veya hiç yemek molası vermediği raporlanmıştır. 

(more…)

Fili Binicisine Bağlamak: Motivasyonun Rolü

By António Labisa Palmeira, CIDEFES – Universidade Lusófona, Portugal; ISBNPA Executive Director

Sağlıkla ilgili davranışlar için uzun vadeli motivasyon farklı kaynaklardan gelebilir. Davranış bilimciler hala bu kaynakların nasıl bir araya geldiklerini bulmak için çalışıyorlar. Örneğin, ben nerdeyse her gün koşuya çıkıyorum ve bunu 30 yılı aşkın süredir yapıyorum. Bu düzeni nasıl ve neden korudum?

Daniel Kahnemann ikili motivasyon sistemlerinin üzerinde durulması gerektiğini öne sürer: içgüdüler ve duygularla ilgilenen sistem 1 ve ölçüp biçen, bilinçli olan  sistem 2. Kahneman, sistem 2’nin beni koşmaya teşvik ettiğini, çünkü egzersizin sağlığa olan yararlarının farkında olduğumu iddia eder. Öte yandan Ed Deci, koşmak için içsel motivasyonumun yüksek olduğunu, değerlerim ve benliğimle uyumlu olduğu ve bundan zevk aldığım için koştuğumu öne sürebilir.

(more…)

Senin Müdahalen, Senin Tarzın! Kısa Değerlendirme Müdahaleleri

by Katarzyna Cantarero, SWPS University, Poland

Öznel iyi oluş, doğduğumuzda sahip olduklarımızın, yaşamımızda ortaya çıkan durumların ve (neyse ki!) kasıtlı olarak yaptığımız şeylerin bir işlevidir. Birçok araştırmacı psikolojik işlevselliğimizi etkili bir şekilde artıran şeylerin neler olduğunu araştırmıştır. Ufak bir takdir (veya onaylama) müdahaleleri, insanlarda olumlu etki oluşturmak için kullanılabilecek faydalı bir araç olabilir.

Araştırmalar, kısa yazma çalışmalarının (örneğin, minnet listeleri veya mektupları) psikolojik iyi oluşu artırabileceğini göstermiştir. Büyük bir çoklu laboratuvar deneyinde, 87 farklı ülkeden araştırmacılar, basit yeniden değerlendirme çalışmalarının (diğer bir deyişle, kişinin bir olay hakkında hissettiklerini değiştirmek veya olayın olumlu yanlarına odaklanmak) COVID-19 pandemisi boyunca olumlu duyguları artırdığını göstermiştir. Potansiyel olarak stresli bir olayı değerlendirmek, o olaydan fayda sağlamaya yarayabilir. Bu değerlendirme çalışmalarında, kişiler içinde bulundukları durumların olumlu yanları hakkında birtakım argümanlar üretirler. 

(more…)

Psikolojik danışmanlığı kliniğin dışına çıkarmak: Mobil teknolojinin gelecek vaat eden potansiyeli

Egon Dejonckheere & Peter Kuppens, KU Leuven, Belgium.

Danışmanlığın ve psikoterapinin birçok formu hala çoğunlukla terapi odasında gerçekleşiyor. Ancak danışanlar terapi odasının dışında zorluklarla baş etmekte, iyileşmek için fırsatları değerlendirmekte ve seanslarda öğrendiklerini uygulamakta sorun yaşıyorlar. Kanıtlar gösteriyor ki terapötik uygulama, insanların gündelik hayatlarında neler yaşandığına dair doğrudan bilgiye erişebildiğinde bundan büyük ölçüde fayda sağlayabiliyor. Bu bilgiler, yapılacak müdahalenin türünü belirleyip danışmanlık seansı ile gerçek yaşam arasındaki boşluğu etkili bir şekilde kapatabiliyor.

(more…)

Danışanlara sağlık durumlarının üstesinden gelme konusunda yardımcı olma: Hastalığı ifade etmenin önemi

By Yael Benyamini, Tel Aviv University, Israel and Evangelos C. Karademas, University of Crete, Greece

Anna ve Mary, 45 yaşında büyük bir Avrupa şehrinde yaşayan her ikisi de sağlıklı iki kadındır. Her ikisi de birçok insanın COVID-19 hastalığına yakalandığını bilmekte, sürekli bu konu hakkında haberler duyup çeşitli okumalar yapmaktadırlar. Anna, yaşından dolayı bu hastalığa yakalanırsa iyileşeceğine inanmasına rağmen, bu hastalığın oldukça ciddi bir hastalık olduğuna inanmakta ve eğer ki bu hastalığa yakalanırsa uzun süreli birçok rahatsız edici semptomlar yaşayacağının endişesini yaşamaktadır. Mümkün olduğunca evden çalışıp, maskesiz dışarıya asla çıkmamakla birlikte aşısının bir sonraki dozunu beklemektedir.

(more…)

Stresle ilgili yeni içgörüler endişeli zihni sakinleştirmeye nasıl yardımcı olabilir?

Bart Verkuil, Department of Clinical Psychology, Leiden University, The Netherlands and PEP Group, Noordwijk, The Netherlands.

“Ya enfeksiyon kaparsam ve hastanelik olursam?” “Ya birkaç ay içinde işsiz kalıp faturalarımı ödeyemezsem?” “Karantinanın çocuklarımın sağlığı üzerinde nasıl bir etkisi olacak?”

Koronavirüs tehdidi hayatımızda büyük bir etki yarattı. Hangi önlemlerin alınması gerektiğini belirlemek ve hangi risklerle karşı karşıya olduğumuzu tahmin etmek için bilim insanları virüsün yayılması hakkında fikir sahibi olmak adına istatistiksel modeller kullanır. Bu pandemi üzerinde biraz kontrol sahibi olmaya mutlaka yardımcı olur. İlginçtir ki biz insanlar sürekli bu bilim insanları gibi davranıyoruz, ancak zihnimiz daha otomatik bir şekilde devamlı enfekte olma, işimizi kaybetme veya eleştirilme riski altında olup olmadığımızı tahmin eden ‘tahmin makineleri’ olarak düşünülebilir. Fakat insanların bu riskleri nasıl tahmin ettiği konusunda büyük farklılıklar vardır ve bazı insanlar için bu tahminler yoğun endişelere dönüşmektedir.

(more…)

Eğer tıp bir takım oyunuysa, hastalar da oyunun içinde yer almalı: Hasta katılımına psikolojik bir bakış

By G. Graffigna, Università Cattolica del Sacro Cuore, Italy

Sağlık çalışanları tüm tedavi süreci boyunca iş birliği içinde olmalı ve sağlık sisteminin etkili bir biçimde çalışabilmesi için birlikte çalışmalıdır. Bir başka deyişle tıpta başarı için ekip çalışması gereklidir. Bu prensipte anlaştıysak, hasta da -bir spor metaforuyla anlatmak gerekirse- takımın bir oyuncusu olarak düşünülmedir.

Hasta katılımı görüşü bunu benimser ve bu, sağlık hizmetlerinin etkinliğini ve sürdürülebilirliğini artırmak için önemli bir bileşendir.

(more…)

Hastalara kilo vermeleri ve tip 2 diyabetlerini daha iyi yönetmeleri için nasıl destek olunur?

Leah Avery – Teesside University, UK.

Tip 2 diyabete daha önce insülin tedavisine ihtiyaç duyulması kaçınılmaz olan ilerleyici bir durum gözüyle bakılmıştır, ancak yaşam tarzı davranış değişikliği araştırmaları bu karamsar prognoza meydan okuyor. Tip 2 diyabet yaygınlığı artmaya devam ederken beslenmenin önemli rolünü destekleyen ve durumu başarılı bir şekilde yönetmek için yediklerimizi değiştirmemize yönelik kanıtlar da artmaktadır.

Diyet yaklaşımları kabaca ikiye ayrılabilir. Yavaş ve istikrarlı kilo kaybı yoluyla metabolizmayı ve glisemik kontrolü optimize etmek için yediğimiz şeylere (örneğin karbonhidratlar) odaklananlar ve hızlı kilo kaybı için ciddi miktarda enerji kısıtlaması içeren düşük kalorili, yenen miktara odaklanan diyetler.

(more…)