Danışanların başa çıkma stratejilerini değerlendirmenin önemi

Posted Posted in Assessment, Coping

Nadia Garnefski and Vivian Kraaij, Department of Clinical Psychology, Leiden University, The Netherlands

Rob, HIV virüsü taşıdığını öğrenmişti (olumsuz olay). Bu virüs için tek suçlayacağı kişinin kendisi olduğunu düşünüp (kendini-suçlama) arkadaşları görmekten kaçınıyordu (geri çekilme). Bu durum onu oldukça üzmekteydi.Evde oturduğu zamanlarda, kendini duygularını düşünmekten alıkoyamıyordu (ruminasyon). Ayrıca, başına gelenin tamamen bir felaket olduğu kanaatındaydı. (felaketleştirme). Rob, kendini üzgün hissettiği için, çok az enerjiye sahipti. Bu yüzden, Rob daha fazla geri çekilmekteydi. Bu da onu daha da üzgün yapıyordu. Bu şekilde, Rob sürekli bir düşüşe sürüklenmekteydi.

(more…)

Danışanlarınız savunmacı mı oluyor ? Eğer öyleyse, kendini-doğrulama yardımcı olabilir.

Posted Posted in Communication, Motivation, Self-affirmation, Self-efficacy

Peter Harris and Ian Hadden, Kendini-Doğrulama Araştırması Grubu, Psikoloji Okulu, Sussex Universitesi, UK

Daha önce normalde yok sayacağınız şeylerle yüzleşmekte isteksizlik yaşadınız mı? Çok sık yemek yeme veya sağlık kontrollerinden kaçınmak belki de sizin için kötü olacak şeylere olan düşkünlüğünüzdendir. Öyleyse, yalnız değilsiniz. Genellikle birçoğumuz oldukça duyarlı ve yetenekli insanlar olduğumuzu düşünürüz. Bu yüzdendir ki, yaptığımız şeyin duyarsız ve yeteneksizce olduğunu duymak oldukça zorlayıcı olabilir. Sonuç olarak, duymak istemediğimiz mesajlara direnç göstermekte hayli yetenekli olabiliriz.

(more…)

Benliğinizin davranış değişikliği sebebi ile daha iyi olması.

Posted Posted in Mental Imagery, Possible selves

By Winifred Gebhardt, Leiden University, The Netherlands

Yaklaşık dokuz yıl önce, bir gecede vejeteryan oldum. Okuduğum romanda, ana karakter canının dayanamadığı zamanlarda bile nasıl hiç birşey yiyemediğini açıklamıştı.Tıpkı bir şimşek gibi, bu birkaç kelime kafama kazınmıştı. Bunun tamamen benim hissettiğim birşey olduğunun farkına varmıştım. Aniden, et ürünü ve balık tüketmeyi bıraktım ve bu tarz bir beslenme tarzına alışmakta hiç bir problem yaşamadım. Bu yeni davranışım benliğimle çok iyi bir şekilde uyuşmuştu. 

Diğer taraftan, geçmişte düzenli koşmaya alışmıştım ve yedi kilometreyi rahat bir şekilde koşabiliyordum. Fakat, kendimi hiç bir zaman ‘spor insanı’ olarak tanımlamadım ve ne zaman hastalık gibi bir engelle karşılaşsam, üşengeç bir kanepe insanına dönüşüyordum. Şimdi ise, artık ‘spor insanı’ olmaya çalışmıyorum fakat gün içinde yürüyebildiğim kadar yürümeye çalışıyorum. Diğer bir deyişle, kendimi ‘aktif bir birey’ olarak tanımlıyorum.  

(more…)

N-of-1 çalışmalar: Tek bir vakayı çalışarak neler öğrenebiliriz?

Posted Posted in Assessment, Interventions

Tarafından; Marie Johnston and Derek Johnston, University of Aberdeen, Scotland

Giriş

Uygulayıcılar (pratisyenler), sıkça bir insanı, bir sağlık ekibini, bir hastane veya bir bölgeyi vb. ilgilendiren problemleri cevaplamak isterler. Örneğin, obez bir adamın ne sıklıkta, ne zaman ve nerede atıştırdığını, ve stresin bunu daha kötü yapıp yapmadığını bilmek önemli olabilir. Veya sağlık ekibi üyelerinin el hijyenlerini ne sıklıkta ihmal ettiklerini, bu ihmalin personel eksiliği olduğunda daha kötüye gidip gitmediğini ve çalışma alanı reklamlarının bunu iyi yönde geliştirip geliştirmediğini bulmayı arzu edebilirsiniz.  Yada klinik hataların kaynaklarının bazı çalışma alanlarında veya bazı çalışanlar arasında daha yaygın olup olmadığını kontrol etmek adına araştırma yapabilirsiniz. Veya, karar mekanizması açısından, yeni bir düzenlemeyi, örneğin halka açık alanlarda sigara içmeyi yasaklamanın sigara içme oranları nasıl etkilediğini, araştırmak değerli olabilir.

(more…)

İleri yaşlarda fiziksel aktivite: Ne kadarı yeterli?

Posted Posted in Goal setting, Motivational interviewing, Self-monitoring

Anne Tiedemann, Sydney Üniversitesi, Avustralya

“Aktif olmamak her insanın iyi kondisyonunu mahvederken hareketlilik ve metodlu fiziksel egzersizler onu korumasını ve saklamasını sağlar…” -Plato, 400, MÖ

Fiziksel aktiviteleri düzenli bir alışkanlık haline getirmek sağlık ve iyi hissetmek için yararlı olduğu uzun zamandır biliniyor. Ancak sağlık kampanyalarının genel hedefi çocuklar veya genç insanları hedef alıyor, 65 yaş ve üzeri insanlar için fiziksel aktivitenin önemine daha az odaklanılıyor. Yine de, bu yaşlarda fiziksel aktiviteyi rutin haline getirmek hayati bir önem taşıyor.

(more…)

Danışmanlıkta kilo konusunu açmak

Posted Posted in Communication

Jane Ogden, Surrey Üniversitesi, İngiltere

Kilo, danışmanlıkta konuşulması zorlu olan, hassas bir problem. Bazı hastalar kliniğe her gelişlerinde ‘Biraz kilo verebilirsin’ cümlesini duymaktan çok sıkılmış olabilirler: başvuru sebepleri boğaz ağrısı, servikal smear veya potansiyel bir kalp rahatsızlığı gibi farklı sıkıntılar olsa da. Tüm hayatlarını bir tıbbi profesyonel tarafından damgalandıklarını hissederek geçirmiş ve herhangi birinin onlara bakınca gördüğü şeyin yalnızca beden ölçüleri olduğunu düşünmüş olabilirler. Bu bazı bireyler için geçerliyken diğerleri kilolarını hiçbir zaman bir problem olarak görmemiş olabilirler ve konusu açılırsa da kendilerini aşağılanmış ya da şaşkın hissedebilirler. Bazı insanlar, örneğin ‘Sen ne bilirsin ki – incesin, şişmansın, çok gençsin, çok yaşlısın’ ya da ‘Bilim her zaman yanlıştır’ gibi düşünerek yalnızca böyle bir mesajı duymak istemiyor ve ne söylerseniz söyleyin engelliyor olabilirler. Bu sebeple aşırı kilolu bireylere kilo konusunu açmak ‘ne zaman’, ‘nasıl’ ve ‘ne’ söylendiği konusunda dikkatli bir yönetim gerektiriyor.

(more…)

Öz yeterlilik: “Yapabilirim” düşüncesi insanların yaşam biçimlerini değiştirmesini sağlıyor

Posted Posted in Motivation, Self-efficacy

By Ralf Schwarzer, Freie Universität Berlin, Germany and SWPS University of Social Sciences and Humanities, Poland

Changing behavior may often be desirable but difficult to do. For example, quitting smoking, eating healthily and sticking to a physical exercise regimen all require motivation, effort, and persistence. While many psychological factors play a role in behavior change, self-efficacy is one of the most important.

(more…)

Başkalarını önemseme ile ilgili hikaye anlatımı

Posted Posted in Social Support

Irina Todorova, Sağlık Psikolojisi Araştırma Merkezi, Sofya, Bulgaristan

 Yaşlanmakta olan sevdiğimiz kişilerle ilgilenmek, özellikle zayıf bir durumdalarsa, aynı anda hem mutluluk verip hem de sinir bozucu olan kafa karıştırıcı ve karmaşık bir deneyim olabilir. Tıbbi bilim, insanların daha uzun ve sağlıklı yaşamlara sahip olmasına, aynı zamanda bazı durumlarda yaşlanmayla birlikte oluşan bilişsel gerilemeyi önlenmesine yardımcı oluyor. Ailelerimizin yaşlı bireylerle ilgilenme şekilleri dışında, bunama, yaşlanma ve bakıcılık gibi olaylar kültürel bağlamlara göre değişiklikler gösterebiliyor. Çoğu insan evlerinde kendi topluluklarının bir parçası olarak yaşlanıyor ve psikososyal açıdan bu hem yaşlı bireyler için hem de o toplulukta olan farklı yaşlardaki jenerasyonlar için yararlı oluyor. Aynı zamanda, sağlığı kötüleşmekte olan bir bireye bakmak, bakıcı tarafa için fiziksel çaba, psikolojik gerginlik, sürmekte olan kayıpla ilgili yas ve muhtemel finansal zorluklar gibi deneyimleri de beraberinde getiriyor.

(more…)

Motivasyon ve fiziksel aktiviteye doğru ilk adımlar

Posted Posted in Goal setting, Motivation, Self-regulation

Keegan Knittle, Helsinki Üniversitesi, Finlandiya

Temel bakım alanında hemen hepimize tanıdık gelecek bir hikayeyle başlayalım, bir gün kliniğe fiziksel aktiviteye başlaması halinde bundan fayda sağlayacağı bariz bir kişi gelir. Fiziksel hareketlilik, bir diğer deyişle hareketsizlik, seviyesini konuşurken kişi değişmek için yeterince motivasyon ve bir gerekçesi olmadığını söyler. Bu durumda uzmanın yapması gerekenler nelerdir? Bu şekilde bize gelen bir kişiye kendi davranışlarının iyileşmesi için nasıl bir gerekçe sunabiliriz ki hiç değilse değişmeyi düşünsün? Hatta en iyisine odaklanalım, nasıl etkin bir şekilde düşünmesini sağlayabiliriz ki aktif bir hayatı olsun?

(more…)

İşyerinde pozitif psikoloji müdahaleleri

Posted Posted in Intervention design, Interventions

Alexandra Michel, Federal İş sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü, Almanya ve Annekatrin Hoppe, Humboldt, Üniversitesi, Almanya

Çalışanlar günlerinin büyük bir kısmını işte geçirmektedirler. Çalışanların sağlığını ve esenliğini arttırmak ve onlara olumlu bir iş yaşam dengesi kazandırabilmek için işteki talepleri azaltmak ve çalışanların psikolojik kaynaklarını (örn. otonomi, sosyal destek ve öz yeterlik) güçlendirmek doğal olarak önem kazanıyor. Geçtiğimiz senelerde, hem iş stresinin olumsuz etkilerinin giderilmesini, hem de çalışanların esenliğini arttıran kaynakların geliştirilmesini inceleyen araştırmalar yapıldı. Özellikle, pozitif psikoloji müdahalelerinin iş yerlerinde kullanılmaya başlanması mesleki sağlık psikoloji dalında bir yeniliktir. Bu müdahaleler psikolojik kaynakları güçlendirme ve bu kaynakların azalmasını önlemeyi amaçlar ve olumlu duygular, davranışlar ve bilişleri teşvik eden aktiviteler içerirler.  Bu blog yazısında, çalışanların psikolojik kaynaklarını güçlendirmelerinde ve iş yerindeki esenliklerinin artmasında onlara yardımcı olabilecek üç yaklaşımı vurguluyoruz.

(more…)